Ali Balseven
28 Mayıs 2026

Ali Balseven, 1948 yılında Kahramanmaraş’ta doğmuş, Alevi ,Türkçü bir genç ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisiydi. Fakir bir ailenin çocuğu olarak zorlu bir hayat mücadelesi vermiş; ancak bilgisi, kültürü ve mert kişiliğiyle çevresinde saygı görmüştü. Türkçülük ideallerine bağlılığıyla tanınan Balseven, gençlik yıllarında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Ülkü Ocakları’na katılmış, ancak partinin Türk-İslam sentezi politikalarına karşı çıkarak ayrılmıştı. Bu ayrılık, onun trajik sonunu hazırlayan süreçlerden biri oldu.
Ali Balseven, Türkçü-Turancı bir idealist olarak, Hüseyin Nihal Atsız’a yakınlığıyla bilinirdi. MHP’ye katıldığında, partinin Türkçü bir çizgide olduğunu düşünmüş; ancak Alparslan Türkeş liderliğinde partinin Türkçülükten uzaklaşarak İslamcı bir çizgiye kaydığını fark edince, “MHP artık Türkçü bir parti değildir.” diyerek partiden ayrılmıştı. Bu karar, özellikle partideki İslamcı kanatla arasında gerilim yaratmıştı. Balseven, Türkçülüğünü İslam’la sentezlemeye karşı çıkmış ve bu duruşuyla dikkat çekmişti.
Ankara’da, Kurtuluş Parkı’nda arkadaşlarıyla vakit geçirirken, 28 Mayıs 1973 tarihinde bir grup ülkücü tarafından pusuya düşürülerek bıçaklanarak öldürüldü. Olay, Türkçülük ve İslamcılık arasındaki ideolojik çatışmanın bir sembolü haline geldi. Hüseyin Nihal Atsız, bu cinayeti sert bir dille eleştirerek, Balseven’in “katıksız bir Türkçü” olduğunu ve “kahpece öldürüldüğünü” belirtmiştir. Atsız, olayı şöyle yorumlamıştır:
“Balseven’i öldürenler nâmerd insanlardır. Merd olsalar, silahsız bir kişiye silahlı birkaç kişiyle saldırmaz, eşit şartlarda vuruşurlardı.”
Olayın öncesinde, Balseven’in arkadaşı Fehmi Yücesoy’un MHP içindeki İslamcı bir grup tarafından silahla vurulduğu, Balseven’in de bu olay sonrası hastanede arkadaşını ziyaret ettiği belirtiliyor. Daha sonra Kurtuluş Parkı’nda iki arkadaşıyla mangal yaparken, Ülküçü bir kalabalık bir grup tarafından saldırıya uğradı. Sırtından bıçaklanarak öldürülen Balseven’in cinayeti, “Davadan döneni vurun.” anlayışının bir sonucu olarak görülüyor. Cinayetin failleri tam olarak bulunamadı ve olay, dönemin siyasi çatışmalarının bir yansıması olarak kaldı.
